<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karmalt</title>
	<atom:link href="https://www.karmalt.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.karmalt.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2026 09:07:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>E-Ticarette Gıda Kalitesi: Dijital Raflarda Güvenin Yeni Dinamikleri</title>
		<link>https://www.karmalt.com/e-ticarette-gida-kalitesi-dijital-raflarda-guvenin-yeni-dinamikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2026 08:15:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3673</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de e-ticaret hızla büyümeye devam ediyor. İnternet kullanım oranının %92,3’e, online alışveriş oranının %60’a ve mobil işlemlerin payının %72’ye ulaşması, dijital ticaretin günlük hayatın doğal bir parçası hâline geldiğini gösteriyor.</p>
<p data-pm-slice="1 1 []">T.C. Ticaret Bakanlığı’nın <strong>Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu 2025</strong> verilerine göre Türkiye’nin e-ticaret hacmi 2025 yılında bir önceki yıla göre %52,2 artarak <strong>4 trilyon 567 milyar TL’ye</strong> ulaştı. Aynı dönemde perakende e-ticaret hacmi %51,8 artışla <strong>2 trilyon 457 milyar TL</strong> seviyesine yükseldi. E-ticaretin genel ticaret içindeki payı %19,3 olurken, 2025 yılında yaklaşık <strong>5 milyar 940 milyon e-ticaret işlemi</strong> gerçekleştirildi.</p>
<p data-pm-slice="1 1 []">2024 yılında 3 trilyon TL seviyesini aşan e-ticaret hacminin 2025’te 4,5 trilyon TL’nin üzerine çıkması, dijital ticaretin Türkiye ekonomisindeki ağırlığının giderek arttığını ortaya koyuyor. 2025 yılında e-ticaret hacminin ABD doları bazındaki değeri ise <strong>115,43 milyar dolara</strong> ulaştı.</p>
<h3>Gıda E-Ticaretinde Büyüme ve Güven</h3>
<p>E-ticaret büyürken gıda kategorisi bu büyümenin içinde hâlâ “çekingen” bir çizgide ilerliyor. Türkiye’de e-ticaret oldukça dinamik. İnternet kullanımının %92’nin üzerine çıkması, mobil işlemlerin toplam alışverişin büyük kısmını oluşturması ve pazar hacminin 2024–2026 arasında dolar bazında %50 büyümesi, dijital ticaretin artık günlük hayatın doğal bir parçası hâline geldiğini gösteriyor. Bu büyümenin içinde gıda kategorisi biraz daha çekingen. Bunun nedeni oldukça basit: Fiziksel mağazada elimizle dokunduğumuz, kokusunu aldığımız, ambalajını çevirip incelediğimiz ürünler dijital dünyada yalnızca birkaç fotoğraf ve kısa bir açıklamaya dönüşüyor. Gıdada güven, offline tarafta duyularla kurulan bir ilişkiyken online tarafta tamamen dijital bir vaade emanet.</p>
<p>Gıda e-ticaretinde teslimat modellerine baktığımızda, geleneksel e-ticaret (sanal market ve online süpermarket) %47’lik payla 103,3 milyar TL’lik bir hacme sahip. Anında teslimat modeli %29’luk payla 64,8 milyar TL, randevulu teslimat modeli ise %24’lük payla 53,8 milyar TL tutarında. Bu dağılım, tüketicinin gıda alışverişinde farklı teslimat modellerini benimsediğini gösterirken, her model için kalite ve gıda güvenliği gerekliliklerinin önemini de ortaya koyuyor.</p>
<p>Gıda e-ticaretinde en çok satan ürün grupları arasında çikolata, bisküvi ve gofret; piliç ve tavuk; süt ile meyve-sebze öne çıkıyor. Meyve-sebze adet bazında yüksek bir satış hacmine sahip olurken, toplam hacimde daha düşük bir paya sahip.</p>
<p>Gıda e-ticaretinde private label (PL) ürünlerin genel payı tutar bazında %11,0 seviyesinde. Ürün gruplarına göre PL tutar payı ise köftede %69,0, sütte %56,6, şekerde %44,6, ayçiçek yağında %44,0 ve bakliyat/tahılda %28,5 seviyesinde. Kuruyemiş kategorisinde ise PL payı %27,9.</p>
<h3>Pazar Yerleri ve Sanal Marketler Arasındaki Güven Farkı</h3>
<p>Gıda e-ticaretinde en çok satan ürün gruplarına baktığımızda köfte, süt, piliç ve ayçiçek yağı gibi kalite hassasiyeti yüksek kategorilerin öne çıktığını görüyoruz. Bu ürünlerin büyük bölümü sanal marketlerde satılıyor; kontrollü tedarik zinciri, soğuk zincir yönetimi ve marka güvencesi nedeniyle tüketici bu kanala daha fazla güven duyuyor. Kalite hassasiyeti pazar yerlerinde çok daha düşük. Tüketici, sanal markette alıştığı şeffaflık ve standartları pazar yerlerinde hem daha az buluyor hem de sanal marketler kadar talep etmiyor.</p>
<p>Bu duyusal boşluk özellikle geleneksel ve yöresel ürünlerde daha belirgin. Çünkü bu ürünlerin önemli bir bölümü sertifikasız, içerik bilgisi eksik, hatta bazen kökeni belirsiz şekilde pazar yerlerinde satışa çıkıyor. Bu durum yalnızca tüketici için risk yaratmakla kalmıyor; e-ticaretin gıda kategorisindeki güven algısını da zedeliyor.</p>
<p>Tüketici davranışlarına baktığımızda dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Aynı ürünü fiziksel mağazada uzun uzun inceleyen tüketici, online alışverişte çoğu zaman bu titizliği göstermiyor. Bunun nedeni, e-ticaretin yıllar içinde oluşturduğu genel güven çerçevesi: hızlı teslimat, kolay iade, ödeme güvenliği. Ancak bu güven çerçevesi gıda özelinde yeterli değil.</p>
<p>Bu noktada iki farklı dijital satış modeli ayrışıyor. Online pazar yerleri, her satıcının kendi standartlarıyla ürün listelediği, kontrolün zor olduğu ve gıda güvenliği açısından “gri alan” niteliği taşıyan platformlar olarak öne çıkıyor. Geleneksel ürünlerde taklit–tağşiş riskinin en çok konuşulduğu yerler de burası. Sanal marketler ise kendi tedarik zincirini yöneten, ürün bilgisi ve soğuk zincir süreçlerini daha sıkı takip eden, teslimat koşullarını standartlaştıran yapılar. Bu nedenle gıda güvenliği algısını güçlendiren taraf genellikle sanal marketler oluyor.</p>
<p>Sanal marketlerin bu özenli yaklaşımı hem tüketicinin güvenini artırıyor hem de online gıda alışverişinin büyümesini destekleyen bir zemin yaratıyor. Pazar yerlerinde ise tablo hâlâ kontrol dışı bir görünümde.</p>
<h3>Şeffaflık ve İzlenebilirlik: Dijital Güvenin Yeni Para Birimi</h3>
<p>E-ticarette gıda güvenliğini yeniden tanımlayan temel kavram şeffaflık. Ürünün içeriğinden kökenine, depolama koşullarından lojistik sürecine kadar her adımın görünür olması, kaybolan duyusal doğrulamanın dijital karşılığı hâline geliyor. Bu noktada izlenebilirlik teknolojileri devreye giriyor. Parti bazlı köken bilgisi sunan QR kodlar, laboratuvar analizlerinin dijital doğrulaması ve tedarik zinciri görünürlüğü, tüketicinin “görmediği” ürünü güvenle satın almasını sağlıyor. Bu yaklaşım yalnızca güveni artırmakla kalmıyor; sepet terk oranlarını düşürüyor, iade süreçlerini azaltıyor ve markaya güçlü bir sosyal kanıt olarak geri dönüyor.</p>
<h3>E-Ticarette Gıda Güvenliğini Sağlaması Gereken Temel Unsurlar</h3>
<ul>
<li>Tazelik ve Raf Ömrü Şeffaflığı: Depolama süresi, raf ömrü ve üretim–son tüketim tarihinin net şekilde belirtilmesi.</li>
<li>Otantiklik ve Ürün Eşleşmesi: Dijitalde gösterilen ürünle teslim edilen ürünün birebir aynı olmasını sağlayan doğrulama mekanizmaları.</li>
<li>Soğuk Zincir ve Lojistik Güvencesi: Ürünün taşınma sürecinde sıcaklık kontrolünün bozulmadığını kanıtlayan izlenebilir lojistik süreçleri.</li>
<li>Ürün Şeffaflığı: İçerik, besin değerleri, alerjen uyarıları ve ürün niteliklerinin eksiksiz paylaşılması.</li>
<li>Köken Şeffaflığı: Ürünün hangi bölgeden geldiği, nasıl üretildiği ve kökeninin doğrulanabilir olması.</li>
<li>Süreç Şeffaflığı: Hazırlama, paketleme ve teslimat adımlarının görünür hâle getirilmesi.</li>
<li>Fiyat Şeffaflığı: Fiyatın hangi maliyet bileşenlerinden oluştuğunun açık şekilde sunulması.</li>
</ul>
<h3>Geleneksel Ürünlerde Güven Açığı ve Artan Soru İşaretleri</h3>
<p>Son yıllarda bal, zeytinyağı, nar ekşisi, tereyağı gibi kategorilerde artan taklit ve tağşiş vakaları tüketicinin zihninde ciddi soru işaretleri oluşturdu. Bu nedenle online alışverişte artık şu sorular daha yüksek sesle soruluyor:</p>
<ul>
<li>Bu ürün gerçekten iddia ettiği yerden mi geliyor?</li>
<li>Doğal mı, katkısız mı?</li>
<li>Soğuk zincir bozulmadan mı taşındı?</li>
<li>Analizleri yapılmış mı?</li>
</ul>
<p>Ancak pazar yerlerinin bu sorulara net yanıt verecek altyapıyı sunma konusunda hâlâ geride kaldığını görüyoruz.</p>
<h3>Türkiye’de E-Ticaret Güveni Ödeme ve Teslimata Odaklı, Gıda Güvenliğine Hala Uzak</h3>
<p>Birçok tüketici şeffaflık ve kalite doğrulama kriterlerini sanal marketlerden talep ederken online pazaryerlerinden daha gevşek bir beklenti içinde. Daha doğrusu tüketici pazaryerlerinden gıda alışverişi yaparken nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda kaybolmuş durumda.</p>
<p>Bugün Türkiye’de e-ticarette güven algısı hâlâ ağırlıklı olarak ürünün zamanında ve hasarsız gelmesi, kolay iade edilebilmesi ve ödemenin güvenli olması gibi başlıklarda şekilleniyor. Bu kriterler elbette önemli; ancak gıda özelinde yeterli değil. Çünkü gıdada gerçek güven, ürünün kimyasal analizlerinden, soğuk zincir süreçlerinden, köken doğrulamasından ve içerik şeffaflığından geçiyor.</p>
<p>E-ticaretin gıda kategorisinde sürdürülebilir bir büyüme yakalaması için güven algısının “teslimat ve ödeme” ekseninden “gıda güvenliği ve izlenebilirlik” eksenine doğru evrilmesi artık kaçınılmaz. Tüketicinin de şikâyet, geri iade, bakanlığa bildirme gibi adımlardan daha çok haberdar olması ve bunları belki de aynı online alışverişte yaptıkları gibi basit adımlarla birkaç aşamayla gerçekleştirebilmeleri gerek.</p>
<h3>E-Ticarette Gıda Kalitesini Korumak: Tüketici, Üretici ve Perakendeci İçin Yeni Sorumluluk Haritası</h3>
<p>E-ticarette gıda güvenliği yalnızca platformların sağlayacağı bir standart değil; tüketiciden üreticiye, perakendeciden denetim mekanizmalarına kadar uzanan çok aktörlü bir sorumluluk alanı. Dijital raflarda fiziksel temasın ortadan kalkması, her bir paydaşın rolünü daha görünür ve daha kritik hâle getiriyor.</p>
<h4>Tüketiciler Ne Yapmalı? Dijitalde Bilinçli Alıcı Olmanın Yeni Kuralları</h4>
<p>Tüketici tarafında en önemli konu, “dijital sezgi” geliştirmek. Fiziksel mağazada duyularla yapılan kontrolün yerini, dijital doğrulama adımları almalı. Tüketici dijital ortamda gıda güvenliği algısını geliştirmeli.</p>
<ul>
<li>Satıcıyı ve ürünü doğrulamak: Marka bilgisi, satıcı geçmişi, yorumlar ve puanlamalar incelenmeli. (Türkiye’de tüketicilerin yorumlara verdiği önem ortalama 4,22/5 seviyesinde.)</li>
<li>Etiket ve içerik bilgisi kontrolü: Ürün açıklamasında içerik, besin değerleri, alerjen uyarıları ve üretim yeri mutlaka aranmalı.</li>
<li>Sertifika ve analiz bilgisi talep etmek: HACCP, ISO 22000, Helal gibi sertifikaların yalnızca logosu değil, belge numarası ve doğrulama linki olmalı. (Kaynaklar, dijital doğrulama sunan üreticilerin güven ve dönüşüm oranlarını artırdığını gösteriyor.)</li>
<li>Soğuk zincir gerektiren ürünlerde teslimat süresini takip etmek: Teslimat süresi, paketleme şekli ve sıcaklık koruması kritik.</li>
<li>Şüpheli ürünleri bildirmek: Türkiye’de e-ticarette ürün güvenliği denetimleri Ticaret Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından yürütülüyor; tüketicinin bildirim yapması sistemin çalışması için önemli.</li>
</ul>
<h4>Üreticiler Ne Yapmalı? Dijital Güvenin Temeli: Kanıtlanabilirlik</h4>
<p>E-ticarette üreticinin rolü artık yalnızca ürün üretmek değil; ürünün doğrulanabilirliğini dijital olarak sunmak.</p>
<ul>
<li>Sertifikaları görünür ve doğrulanabilir kılmak: HACCP, ISO 22000, Helal gibi belgeler yalnızca logo olarak değil; belge numarası, geçerlilik tarihi ve doğrulama linkiyle paylaşılmalı. (Kaynaklar, bu yaklaşımın alıcı güvenini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor.)</li>
<li>QR kod ile izlenebilirlik sağlamak: Parti bazlı üretim bilgisi, analiz sonuçları ve köken verisi QR kodla erişilebilir olmalı.</li>
<li>Şeffaf içerik ve üretim bilgisi sunmak: Üretim yeri, hammaddenin kökeni, katkı maddeleri ve analiz sonuçları açıkça belirtilmeli.</li>
<li>Mobil uyumlu ve çok dilli sertifika sayfaları hazırlamak: Özellikle ihracat yapan üreticiler için kritik. (Kaynak: dijital sertifika sayfalarının mobil uyumluluğu güveni artırıyor.)</li>
<li>Soğuk zincir verisini dijitalleştirmek: Sıcaklık kayıtları, taşıma koşulları ve depolama süreçleri dijital olarak saklanmalı ve gerektiğinde paylaşılmalı.</li>
</ul>
<p>Üreticinin dijital şeffaflık sunması, pazar yerlerinde oluşan güven açığını kapatmanın en etkili yolu. Birçok üretici sertifikasyona sahip olsa bile ürününü satan online pazaryeri perakendecisi bu sertifikalardan ve içerik bilgisini koymaktan kaçınıyor.</p>
<p>Online pazaryerinde ürün listelemenin zaman alan bir konu olması birçok satıcının ürün detayı vermekten kaçınmasını sağlıyor. QR ve barkod üzerinden entegre sistemleri geliştirmek online pazaryeri firmalarının öncelikli görevi olmalı. Satıcılarına satış ve reklam destekleyici sayısız çözüm sunan pazaryerlerinin gıda güvenliği ve sertifikasyonu konusuna eğilmesi kritik.</p>
<h3>Perakendeciler Ne Yapmalı? Dijital Rafların Güven Mimarisini Kurmak</h3>
<p>Perakendeciler (sanal marketler ve pazar yerleri) gıda güvenliğinin dijitaldeki en kritik halkası. Çünkü tüketiciyle üretici arasındaki tüm bilgi akışı bu platformlar üzerinden gerçekleşiyor.</p>
<ul>
<li>Satıcı doğrulama ve kategori bazlı kalite standartları oluşturmak: Özellikle geleneksel ürünlerde sertifika, analiz ve köken bilgisi zorunlu tutulmalı.</li>
<li>Ürün sayfalarında şeffaflık standartları belirlemek: İçerik, köken, analiz, raf ömrü ve lojistik bilgisi zorunlu alan hâline getirilmeli.</li>
<li>Soğuk zincir takibi için dijital altyapı kurmak: Teslimat sürecinde sıcaklık takibi, rota bilgisi ve paketleme standartları görünür olmalı.</li>
<li>Güven sinyallerini güçlendirmek: SSL, 3D Secure, KVKK uyumluluğu gibi güvenlik sinyalleri hem ödeme hem veri güvenliği açısından kritik. (Kaynak: 2026’da PCI DSS uyumluluğu tüm kart kabul eden işletmeler için zorunlu.)</li>
<li>Şüpheli ürünleri hızlıca kaldırmak ve satıcıları denetlemek: Piyasa gözetimi ve denetimi Türkiye’de kamu kurumları tarafından yürütülse de platformların kendi iç denetimi güven algısını doğrudan etkiliyor.</li>
</ul>
<p>Sanal marketler bu adımları büyük ölçüde uygularken, pazar yerlerinin henüz aynı standartları yakalayamadığı görülüyor. Bu fark, gıda kategorisindeki güven algısının neden platformlar arasında değiştiğini de açıklıyor.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Sonuç olarak Türkiye’de e-ticaret büyümeye devam ederken, gıda kategorisi bu büyümenin en kritik sınavını “güven” üzerinden veriyor. Sanal marketlerin oluşturduğu kontrollü ve şeffaf yapı, tüketicinin dijital gıdaya olan güvenini yukarı taşırken; pazar yerlerinin henüz olgunlaşmamış standartları bu güveni kırılgan hâle getiriyor. Geleneksel ürünlerdeki belirsizlikler, taklit–tağşiş vakaları ve köken şeffaflığının eksikliği, dijital raflarda kalite algısını zayıflatıyor. Önümüzdeki dönemde e-ticaretin gıda kategorisinde sürdürülebilir bir büyüme yakalayabilmesi, yalnızca hızlı teslimat ve kolay iade gibi klasik güven unsurlarına değil; izlenebilirlik, şeffaflık, köken doğrulaması ve soğuk zincir güvencesi gibi daha derin güven mekanizmalarına bağlı olacak. Kısacası, dijital gıda ekosisteminde rekabet artık fiyatla değil, kanıtlanabilir güvenle şekillenecek.</p>
<h4>Kaynaklar</h4>
<ul>
<li>C. Ticaret Bakanlığı &#8211; Türkiye&#8217;de E-Ticaretin Görünümü Raporu</li>
<li>TÜİK &#8211; Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması</li>
<li>UTİKAD &#8211; Türkiye&#8217;de E-Ticaret, E-İhracat ve Lojistik Süreçler Raporu</li>
<li>Ticimax &#8211; E-Ticaret Verileri ve Büyüme Analizi</li>
<li>ikas &#8211; E-Ticarette En Çok Satılan Ürünler Analizi</li>
<li>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AVESİS) &#8211; Gıda Pazarlamasının Dijitalleşmesi ve Tüketici Davranışları (Gıda ürünlerinin e-ticaret raflarına taşınması ve tüketici tercihleri)</li>
<li>Journal of Gastronomy, Hospitality and Travel &#8211; Online Siparişlerde E-Güven, E-Memnuniyet ve Kalite Algısı (Türkiye&#8217;de online sipariş veren tüketicilerin kalite ve güven algısı)</li>
<li>TİSEJ &#8211; E-Ticaret Sitelerine Ait Özelliklerin Tüketici Algısına ve Güvene Etkisi (Bilgi kalitesi, servis hızı ve güvenilirliğin tüketici algısına etkisi)</li>
<li>İSARDER &#8211; E-Hizmet Kalitesi ve Müşteri Memnuniyeti Araştırması (Hizmet kalitesinin tüketici güvenine ve algısına etkisi)</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ISO 9001:2026 Yayımlandı: Kalite Yönetim Sistemlerinde Yeni Dönem</title>
		<link>https://www.karmalt.com/iso-90012026-yayimlandi-kalite-yonetim-sistemlerinde-yeni-donem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 12:50:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3654</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>ISO 9001:2026 Yayımlandı: Kalite Yönetim Sistemlerinde Yeni Dönem</strong></h3>
<p><strong>ISO 9001:2026 – Kalite Yönetim Sistemleri – Şartlar</strong>, 16 Eylül 2026 tarihinde Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) tarafından yayımlandı.</p>
<p>2015 versiyonunun ardından yayımlanan yeni baskı, kuruluşların kalite yönetim sistemlerini günümüzün değişen iş koşullarına, müşteri beklentilerine ve teknolojik gelişmelere daha iyi uyarlamalarını hedefleyen güncellemeler içeriyor.</p>
<p>ISO 9001:2026, mevcut kalite yönetim sistemi yaklaşımını korurken; <strong>açıklık, uygulanabilirlik, liderlik, kalite kültürü, riskler ve fırsatlar ile yönetim sistemlerinin entegrasyonu</strong> gibi konularda daha belirgin bir yaklaşım ortaya koyuyor.</p>
<h4>ISO 9001:2026’da Öne Çıkan Değişiklikler</h4>
<p>Yeni versiyonla birlikte özellikle aşağıdaki konular ön plana çıkıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Liderlik ve kalite kültürü:</strong> Üst yönetimin kalite yönetim sistemindeki rolü ve kalite kültürünün oluşturulmasına yönelik vurgu güçlendiriliyor.</li>
<li><strong>Riskler ve fırsatlar:</strong> Riskler ile fırsatların daha net şekilde ele alınması ve kuruluşların stratejik karar alma süreçleriyle ilişkilendirilmesi hedefleniyor.</li>
<li><strong>Etik davranış:</strong> Kalite kültürünün önemli unsurlarından biri olarak etik davranışa daha fazla vurgu yapılıyor.</li>
<li><strong>Gerekliliklerin açıklığı:</strong> Standardın maddelerinin daha anlaşılır ve tutarlı şekilde yorumlanmasına yardımcı olacak açıklamalar getiriliyor.</li>
<li><strong>Diğer ISO yönetim sistemi standartlarıyla uyum:</strong> ISO 9001:2026, ISO yönetim sistemi standartlarında kullanılan güncel <strong>Harmonized Structure</strong> ile uyumlu hâle getirilerek entegre yönetim sistemlerinin oluşturulmasını kolaylaştırıyor.</li>
<li><strong>Değişen iş ortamına uyum:</strong> Kuruluşların değişen pazarlar, teknolojiler, tedarik zincirleri ve müşteri beklentileri karşısında kalite yönetim sistemlerini sürdürülebilir şekilde geliştirmelerine yönelik yaklaşım güçlendiriliyor.</li>
</ul>
<p>ISO’ya göre yeni baskı, mevcut ISO 9001 sistemlerinin tamamen yeniden kurulmasını gerektiren bir yaklaşım yerine, kuruluşların mevcut sistemlerini güncelleyerek geliştirmelerine imkân sağlayan <strong>doğal bir evrim</strong> niteliğinde.</p>
<h4>ISO 9001:2015 Belgesine Sahip Kuruluşları Ne Bekliyor?</h4>
<p>ISO 9001:2026’nın yayımlanmasıyla birlikte ISO 9001:2015 versiyonu geri çekilmiş durumda. Mevcut ISO 9001:2015 belgelerine sahip kuruluşların yeni versiyona geçiş sürecini, kendi belgelendirme döngüleri ve belgelendirme kuruluşlarıyla birlikte planlamaları gerekiyor. ISO, kuruluşların yeni gereklilikleri inceleyerek kalite yönetim sistemlerini güncellemelerini ve geçiş sürecini belgelendirme kuruluşlarıyla değerlendirmelerini öneriyor.</p>
<p>Bu süreçte kuruluşlar açısından;</p>
<p><strong>Mevcut durumun değerlendirilmesi → Değişikliklerin belirlenmesi → Gap Analizi → Sistem güncellemeleri → Çalışanların bilgilendirilmesi → İç tetkik → Belgelendirme sürecinin planlanması</strong></p>
<p>gibi adımlar önem kazanıyor.</p>
<h4>ISO 9001:2026 Neden Önemli?</h4>
<p>ISO 9001, dünya genelinde <strong>189 ülkede 1 milyondan fazla sertifikaya</strong> dayanan, en yaygın kullanılan kalite yönetim sistemi standardı olarak öne çıkıyor. Yeni versiyon da bu yaygın altyapıyı koruyarak kalite yönetimini kuruluşların değişen ihtiyaçlarına daha fazla uyarlamayı amaçlıyor.</p>
<p>ISO 9001:2026 ile birlikte kalite yönetim sistemlerinin yalnızca prosedürler ve dokümantasyon üzerinden değil; <strong>liderlik, kalite kültürü, stratejik karar alma, sürekli iyileştirme ve kuruluşun değişen koşullara uyum kapasitesi</strong> üzerinden de ele alınması daha belirgin hâle geliyor.</p>
<h4>ISO 9001:2026 hakkında daha fazla bilgi</h4>
<p>ISO 9001:2026’nın yeni gereklilikleri, ISO 9001:2015 ile arasındaki farklar ve kuruluşların geçiş sürecinde dikkat etmesi gereken konular hakkında detaylı bilgi almak için <strong>Karma Grup</strong> tarafından düzenlenen eğitim ve etkinlikleri takip edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="https://www.iso.org/standard/9001">International Organization for Standardization (ISO) – ISO 9001:2026</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği</title>
		<link>https://www.karmalt.com/turk-gida-kodeksi-aroma-vericiler-ve-aroma-verme-ozelligi-tasiyan-gida-bilesenleri-yonetmeligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 03:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3649</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>AROMA VERİCİLERE İLİŞKİN YENİ DÜZENLEMEDE ÖNE ÇIKAN HUSUSLAR</strong></h3>
<p>14.09.2026 tarihinde yayımlanan yeni düzenlemede öne çıkan bazı hususlar aşağıdaki gibidir:</p>
<h4>Bu Yönetmelik kapsamında yer alan ürünler;</h4>
<ul>
<li>Perakende gıda işletmelerinde tüketici talebi doğrultusunda servis edilen veya ambalajlanan gıdalarda tüketiciyi yanıltıcı şekilde kullanılamaz.</li>
<li>Herhangi bir alkollü içki adıyla veya alkollü içki kategori adıyla piyasaya arz edilemez.</li>
</ul>
<h4>Domuz ve böcek kaynaklı aroma vericiler gıdalarda kullanılamaz</h4>
<ul>
<li>Aroma vericilerin, aroma verme özelliği taşıyan gıda bileşenlerinin ve bunların üretiminde kullanılan kaynak materyaller gıdalarda kullanılamaz.</li>
</ul>
<h4>Piyasaya arzı, gıda üretiminde kullanımı ve ithalatı sona erecek</h4>
<ul>
<li>FL 04.029, FL 05.100, FL 05.175, FL 05.222, FL 15.029, FL 15.030, FL 15.060, FL 15.119, FL 15.130 ve FL 15.131 numaralı 10 aroma verici maddenin <strong>31 Aralık 2026</strong> tarihinden itibaren piyasaya arzı, gıda üretiminde kullanımı ve bunları içeren gıdaların ithalatı sona erecek.</li>
<li>FL 05.062 ve FL 05.099 numaralı aroma verici maddelerin kullanımı ise belirli gıda kategorileriyle sınırlandırılacak. (<strong>Ek-1, Bölüm A, Tablo 1</strong>)</li>
</ul>
<h4>Doğal (gıda&#8230;) aroma vericisi</h4>
<ul>
<li>Aroma vericilerde “doğal” ifadesinin kullanımına ilişkin <strong>%95 kaynağa dayalı kriter</strong> korunarak uygulanacak. (Eski Yönetmelik’te olduğu gibi.) Bu durumda aroma verici, <strong>“doğal (gıda/gıdalar veya gıda grubu veya kaynak/kaynaklar) aroma vericisi”</strong> şeklinde tanımlanır.</li>
</ul>
<h4>Aroma verici maddenin kullanıcısı veya üreticisinin raporlama ile ilgili sorumlulukları</h4>
<p>Aroma verici maddenin kullanıcısı veya üreticisinin raporlama ile ilgili sorumlulukları <strong>“Madde 16: Raporlama”</strong> kısmında gösterilmiştir:</p>
<ul>
<li><strong>Bakanlığa bilgi vermek:</strong> Bakanlığın talebi üzerine, gıdaya eklenen aroma verici maddenin kullanım miktarını 12 aylık süre içinde bildirmek.</li>
<li><strong>Üretim değişikliklerini bildirmek:</strong> Aroma vericinin üretim metodu veya kullanılan başlangıç materyallerinde, risk değerlendirmesinde esas alınanlardan önemli bir değişiklik olması hâlinde gerekli bilgi ve belgeleri Bakanlığa sunmak.</li>
<li><strong>Yeni bilimsel/teknik bilgileri bildirmek:</strong> Aroma vericinin güvenilirlik değerlendirmesini etkileyebilecek yeni bilimsel veya teknik bilgilere ulaşılması hâlinde Bakanlığı derhal bilgilendirmek.</li>
</ul>
<h4>Geçiş süresi</h4>
<ul>
<li>Gıda işletmecilerine yeni hükümlere uyum sağlamaları için <strong>31 Aralık 2026</strong> tarihine kadar geçiş süresi tanındı. Bu tarihten önce piyasaya arz edilen ürünler, ilgili geçiş hükümleri çerçevesinde raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunabilecek.</li>
</ul>
<h4>Tütsü aroma vericilerine ilişkin talimat</h4>
<p>Ek olarak, Bakanlığın yakın zamanda yayımladığı <strong>tütsü aroma vericilerine ilişkin talimatın değerlendirmesi</strong> gıda işletmecileri için önemlidir.</p>
<p>Bu bağlamda; Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından gerçekleştirilen yeniden değerlendirmeler sonucunda, <strong>SF-001 ila SF-010 kodlu birincil tütsü aroma vericilerinin güvenilirliğine ilişkin mevcut bilimsel verilerin yeterli düzeyde olmadığı</strong> değerlendirilmiş olup, bu doğrultuda Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan <strong>(AB) 2024/2067 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü</strong> ile söz konusu ürünler Birlik Listesi’nden çıkarılmıştı.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından; ülkemizde yürütülecek uygulamalara yönelik yapılan değerlendirmeler kapsamında, geçiş sürecinin öngörülebilir ve kontrollü şekilde yürütülmesi, gıda işletmecilerinin gerekli uyum çalışmalarını tamamlayabilmelerine imkân sağlanması ve insan sağlığının korunması amacıyla tütsü aroma vericilerine ilişkin geçiş sürelerinin aşağıdaki tabloda yer aldığı şekilde revize edildiği bildirilmiştir:</p>
<p><strong>[Tütsü aroma vericilerine ilişkin geçiş süreleri tablosu]</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3650" src="https://www.karmalt.com/wp-content/uploads/2026/09/206609e0-a879-4cbd-af4c-2dc3cdbb9b52-500x335.png" alt="" width="500" height="335" srcset="https://www.karmalt.com/wp-content/uploads/2026/09/206609e0-a879-4cbd-af4c-2dc3cdbb9b52-500x335.png 500w, https://www.karmalt.com/wp-content/uploads/2026/09/206609e0-a879-4cbd-af4c-2dc3cdbb9b52-300x201.png 300w, https://www.karmalt.com/wp-content/uploads/2026/09/206609e0-a879-4cbd-af4c-2dc3cdbb9b52-112x75.png 112w, https://www.karmalt.com/wp-content/uploads/2026/09/206609e0-a879-4cbd-af4c-2dc3cdbb9b52-480x322.png 480w, https://www.karmalt.com/wp-content/uploads/2026/09/206609e0-a879-4cbd-af4c-2dc3cdbb9b52.png 601w" sizes="(max-width:767px) 480px, 500px" /></p>
<p>İlgili ürünlerin ithalatı, üretimi ile piyasaya arzına ilişkin faaliyetlerin bu talimat doğrultusunda yürütülmesi gereklidir.</p>
<h4>Sonuç</h4>
<p>Sonuç olarak düzenlemeler, özellikle aroma verici kullanan ürünlerde;</p>
<ul>
<li>Reçete/formülasyon,</li>
<li>Hammadde spesifikasyonları,</li>
<li>Tedarikçi uygunluk belgeleri,</li>
<li>Etiketleme uygulamalarının</li>
</ul>
<p>gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.</p>
<p>İlgili Tebliğ’e aşağıdaki Resmî Gazete bağlantısından ulaşabilirsiniz:</p>
<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260914-1.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260914-1.htm</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği Yayınlandı.</title>
		<link>https://www.karmalt.com/3639-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 02:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3639</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>TÜRK GIDA KODEKSİ ET, HAZIRLANMIŞ ET KARIŞIMLARI VE ET ÜRÜNLERİ TEBLİĞİ YAYINLANDI</strong></h3>
<p><strong>Et, hazırlanmış et karışımları ve et ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeler yeniden düzenlendi.</strong></p>
<p>Yeni Tebliğ ile ürünlerin tanımları (burger, kanatlı burger, et işleme, et proteini, jambon, döner, kanatlı eti döneri, köfte, kanatlı köfte, kaplamalı et ürünü, kaplamalı kanatlı eti ürünü vb.), bileşim kriterleri, kullanılabilecek bileşenler, döner ve kanatlı döner çeşitleri, mekanik ayrılmış kanatlı eti (MAKE), etiketleme kuralları ve ürün bazında teknik kriterler bakımından önemli düzenlemeler getirildi.</p>
<p><strong>Yürürlük:</strong> 16.09.2026 tarihinde yürürlüğe girdi. <strong>Uyum tarihi:</strong> 31 Mart 2027</p>
<p>Bu Tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri tarafından 31/3/2027 tarihinden önce piyasaya arz edilen ürünler, raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunabilir.</p>
<h3><strong>ÖNE ÇIKAN DEĞİŞİKLİKLER</strong></h3>
<p><strong>DÖNER VE KANATLI DÖNER, </strong>Yeni düzenleme ile döner ürünleri, piyasaya sunuluş şekillerine göre daha açık şekilde sınıflandırıldı.</p>
<p><strong>Kırmızı et döneri:</strong></p>
<ul>
<li>Yaprak döner</li>
<li>Kıyma döner</li>
<li>Yaprak-kıyma döner</li>
</ul>
<p><strong>Kanatlı eti döneri:</strong></p>
<ul>
<li>Yaprak kanatlı eti döneri</li>
<li>Yaprak-kıyma kanatlı eti döneri</li>
</ul>
<p>Kıyma dönerde kırmızı et olarak kullanılan kıyma en fazla %90, yaprak-kıyma dönerde yaprak hâline getirilmiş çiğ kırmızı et en az %60 oranında bulunmalıdır.</p>
<p>Kanatlı yaprak-kıyma dönerinde ise yaprak hâline getirilmiş çiğ kanatlı eti en az %60, kanatlı kıyma en fazla %40 oranında kullanılabilir.</p>
<p>Baharat kaynaklı nişasta ve bitkisel protein miktarı toplamı, çiğ döner ürünlerinde %1’i, pişmiş ürünlerde %1,5’i aşamaz.</p>
<p><strong><em>Ayrıca toplam et proteini kütlece;</em></strong></p>
<ul>
<li><em><strong>Çiğ kırmızı et dönerde en az %12, pişmişte %16,</strong></em></li>
<li><em><strong>Çiğ kanatlı eti dönerinde en az %14, pişmişte %18 </strong></em>olmalıdır.</li>
</ul>
<h3><strong>MEKANİK AYRILMIŞ KANATLI ETİ (MAKE)</strong></h3>
<p>MAKE yalnızca kanatlı emülsifiye et ürünlerinin üretiminde kullanılabilir.</p>
<p><strong>MAKE kullanılan kanatlı emülsifiye et ürünlerinde kalsiyum miktarı: </strong>750 mg/kg’ı geçemez.</p>
<p><strong>MAKE kullanılmayan ürünlerde kalsiyum miktarı:</strong></p>
<ul>
<li>Kanatlı kıymada 150 mg/kg,</li>
<li>Hazırlanmış kanatlı eti karışımlarında 250 mg/kg,</li>
<li>Isıl işlem görmüş kanatlı sucukta 400 mg/kg,</li>
<li>Emülsifiye kanatlı eti ürünleri dâhil olmak üzere diğer kanatlı eti ürünlerinde ise 350 mg/kg’ı geçemez.</li>
</ul>
<p><strong>Önemli:</strong> <em><strong>Tebliğ kapsamındaki ürünlerin üretiminde mekanik ayrılmış kırmızı et kullanılamaz.</strong></em></p>
<h3><strong>ÜRÜN BAZINDA TEKNİK KRİTERLER</strong></h3>
<p>Aşağıdaki tabloda, yürürlükten kaldırılan <strong>2018/52 sayılı Tebliğ</strong> ile <strong>16.09.2026 tarihli ve 33372 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/15 sayılı Tebliğ</strong> karşılaştırılmış; yalnızca değişen veya yeni getirilen kompozisyon kriterleri gösterilmiştir.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th><strong>Ürün</strong></th>
<th><strong>Kriter</strong></th>
<th><strong>2018/52 sayılı Tebliğ</strong></th>
<th><strong>2026/15 sayılı Tebliğ</strong></th>
<th><strong>Durum</strong></th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Köfte / Burger (Çiğ Kırmızı)</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En az %10</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Köfte / Burger (Pişmiş)</strong></td>
<td>Nişasta + Bitkisel Protein</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En çok %6,7</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Döner (Çiğ Kırmızı)</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En az %12</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Döner (Pişmiş Kırmızı)</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En az %16</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Döner (Pişmiş Kırmızı)</strong></td>
<td>Nişasta + Bitkisel Protein</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En çok %1,5</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı köfte / Kanatlı burger (Çiğ)</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En az %10</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı köfte / Kanatlı burger</strong></td>
<td>Yağ</td>
<td>En çok %20</td>
<td><strong>En çok %15</strong></td>
<td><strong>AZALDI</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı köfte / Kanatlı burger</strong></td>
<td>Tuz</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En çok %2</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı köfte / Kanatlı burger (Pişmiş)</strong></td>
<td>Nişasta + Bitkisel Protein</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En çok %6,7</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı eti döneri</strong></td>
<td>Yağ</td>
<td>En çok %20</td>
<td><strong>En çok %15</strong></td>
<td><strong>AZALDI</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı eti döneri</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En az %14</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı eti döneri (Pişmiş)</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En az %18</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kanatlı eti döneri (Pişmiş)</strong></td>
<td>Nişasta + Bitkisel Protein</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>En çok %1,5</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sucuk</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td><strong>En az %16</strong></td>
<td><strong>En az %15</strong></td>
<td><strong>AZALDI</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sucuk</strong></td>
<td>Nem / toplam protein</td>
<td>&lt; 2,5</td>
<td><strong>&lt; 2,6</strong></td>
<td><strong>DEĞİŞTİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Sucuk</strong></td>
<td>Yağ / toplam protein</td>
<td>&lt; 2,5</td>
<td><strong>&lt; 2,6</strong></td>
<td><strong>DEĞİŞTİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Isıl işlem görmüş sucuk</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td><strong>En az %14</strong></td>
<td><strong>En az %13</strong></td>
<td><strong>AZALDI</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Isıl işlem görmüş sucuk</strong></td>
<td>Nem / toplam protein</td>
<td>&lt; 3,6</td>
<td><strong>&lt; 3,7</strong></td>
<td><strong>DEĞİŞTİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Isıl işlem görmüş sucuk</strong></td>
<td>Yağ / toplam protein</td>
<td>&lt; 2,5</td>
<td><strong>&lt; 2,6</strong></td>
<td><strong>DEĞİŞTİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Jambon</strong></td>
<td>Et proteini hariç protein + nişasta</td>
<td>Düzenleme yok</td>
<td><strong>Toplam en fazla %5</strong></td>
<td><strong>YENİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Emülsifiye et ürünleri</strong></td>
<td>Toplam et proteini</td>
<td><strong>En az %10</strong></td>
<td><strong>En az %9</strong></td>
<td><strong>AZALDI</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3><strong>ÜRÜNLER ÖZELİNDE YASAKLAR</strong></h3>
<h4><strong>AROMA VERİCİLER KATILAMAZ</strong></h4>
<p>Tebliğ kapsamında yer alan ürünlere et aroması veren aroma vericiler katılamaz. Sucuk, ısıl işlem görmüş sucuk, pastırma, kıyma kavurma, kavurma, döner ve kanatlı eti dönerine tütsü aroma vericisi katılamaz.</p>
<h4><strong>SAKATAT KATILAMAZ</strong></h4>
<p>Dilli salam üretiminde dil, emülsifiye et ürünleri üretiminde baş eti hariç olmak üzere; sucuk, ısıl işlem görmüş sucuk, pastırma, kavurma, kıyma kavurma, jambon, kurutulmuş jambon, köfte, kanatlı köfte, burger, kanatlı burger, döner, kanatlı eti döneri, kaplamalı et ürünleri, kaplamalı kanatlı eti ürünleri, mergez ve emülsifiye et ürünlerine sakatat katılamaz.</p>
<h4><strong>PROTEİN, NİŞASTA VE SOYA GİBİ DOLGU MADDELERİ KULLANILAMAZ</strong></h4>
<p>Döner ve kanatlı eti döneri, sucuk, ısıl işlem görmüş sucuk, pastırma, kavurma, kıyma kavurma, kurutulmuş jambon, köfte, kanatlı köfte, burger ve kanatlı burger, mergez ürünlerine; protein, protein hidrolizatı, protein tozu gibi azot kaynakları ile nişasta ve nişasta içeren maddeler ile soya ve soya ürünleri gibi dolgu maddeleri kullanılamaz.</p>
<h4><strong>TÜTSÜLEME YAPILAMAZ</strong></h4>
<p>Sucuk, pastırma, kıyma kavurma, kavurma, döner ve kanatlı eti dönerinde tütsüleme yapılamaz.</p>
<h4><strong>DİYET LİFİ KULLANILAMAZ</strong></h4>
<p>Sucuk, pastırma, kurutulmuş jambon, kavurma ve kıyma kavurma, yaprak döner ve yaprak kanatlı eti döneri üretiminde bileşen olarak diyet lifi kullanılamaz.</p>
<h4><strong>HİÇBİR GIDA KATKI MADDESİ KATILAMAZ</strong></h4>
<p>Piyasaya çiğ et ve kıyma olarak arz edilecek ürünlere, gıda katkı maddeleri de dâhil olmak üzere dışarıdan hiçbir gıda bileşeni veya organik ve/veya inorganik madde katılamaz veya bunlarla muamele edilemez.</p>
<p>Kavurma ve kıyma kavurmaya hiçbir gıda katkı maddesi katılamaz. (Önceki Tebliğ’de de olduğu gibi.)</p>
<h4><strong>ETİKETLEMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h4>
<p>Yeni Tebliğ, ürün etiketleri açısından da önemli yeni/değiştirilmiş yükümlülükler getiriyor.</p>
<h4><strong>ÜRÜN ADLARI</strong></h4>
<p><strong>DÖNER</strong></p>
<p>Kırmızı et dönerlerde ürünün piyasaya sunuluş şekline göre; <strong>“yaprak” – “kıyma” – “yaprak-kıyma”</strong></p>
<p>ifadeleri, ürün adıyla bütünlük oluşturacak şekilde, aynı renk ve aynı yazı karakteriyle kullanılmalıdır.</p>
<p>Kanatlı eti dönerlerinde de <strong>“yaprak”</strong> ve <strong>“yaprak-kıyma”</strong> ifadeleri aynı şekilde ürün adıyla bütünlük içinde yer almalıdır.</p>
<p>Pişmiş döner ve pişmiş kanatlı eti döneri, hazırlanmış et karışımlarında belirtilen yaprak-kıyma oranlarına uygun olarak üretilir; ancak ürün etiketlerinde bu oranlara yer verilmez.</p>
<h4><strong>RESMÎ AD VE ALIŞILAGELEN AD</strong></h4>
<p>Ürün adı olarak, Tebliğ’de geçen resmî ad veya alışılagelen ad kullanılır. Ürün etiketinde bu adlara ilaveten “ısıl işlem uygulanmış et ürünü”, “emülsifiye et ürünü” gibi tanımlayıcı ifadeler de kullanılabilir.</p>
<p>Resmî ad ya da alışılagelen ad yok ise tanımlayıcı ad kullanılır. Bu tanımlayıcı ad; “tuzlanmış, kürlenmiş, fermente edilmiş, emülsifiye edilmiş” gibi ürünün üretiminde kullanılan teknoloji ve işlemleri içerecek ve tüketiciyi ürün hakkında doğru bilgilendirecek şekilde olmalıdır.</p>
<h4><strong>TEMEL GÖRÜŞ ALANINDA ÜRÜN ADININ 2/3&#8217;Ü BÜYÜKLÜĞÜNDE YAZILMASI GEREKEN BİLGİLER</strong></h4>
<p><strong>Kıyma etiketlerinde:</strong></p>
<ul>
<li>“Yağ en çok %&#8230;”</li>
<li>“Kolajen bağ doku proteini/et proteini oranı en çok &#8230;”</li>
</ul>
<p><strong>Baş eti kullanılan emülsifiye et ürünleri:</strong></p>
<ul>
<li>“Baş eti içerir.”</li>
</ul>
<p><strong>MAKE kullanılan emülsifiye kanatlı eti ürünleri:</strong></p>
<ul>
<li>“Mekanik ayrılmış … eti içerir.”</li>
</ul>
<h4>İŞLETMELER İÇİN KONTROL LİSTESİ</h4>
<p>Yeni Tebliğ’e uyum kapsamında aşağıdaki hususların gözden geçirilmesi önerilmektedir:</p>
<p>☐ Ürün tanımları ve ürün isimleri<br />
☐ Ürün reçeteleri ve teknik spesifikasyonlar<br />
☐ Döner çeşitleri ve yaprak/kıyma oranları<br />
☐ Protein, yağ ve tuz değerleri<br />
☐ Kolajen bağ doku proteini kriterleri<br />
☐ Nişasta, soya ve diğer dolgu maddeleri<br />
☐ Protein/protein hidrolizatı/protein tozu kullanımları<br />
☐ MAKE kullanımı ve kalsiyum kriteri<br />
☐ Tütsüleme ve tütsü aroma vericileri<br />
☐ Katkı maddesi kullanımı<br />
☐ Hayvansal yağın tür bilgisi<br />
☐ Ürün adları ve zorunlu ifadeler<br />
☐ “%100” ifadeleri ve logolar<br />
☐ Dondurulmuş ürünlerde gerekli ifade<br />
☐ Ambalaj ve etiket tasarımları</p>
<p>İlgili Tebliğ’in yer aldığı Resmî Gazete bağlantısına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:</p>
<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260916-6.htm">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260916-6.htm</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği’nde Değişiklik Yapıldı</title>
		<link>https://www.karmalt.com/turk-gida-kodeksi-icme-sutleri-tebliginde-degisiklik-yapildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 20:37:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3634</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği’nde Değişiklik Yapıldı</h3>
<p><strong>Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği (Tebliğ No: 2019/12)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2026/19)</strong>, 16 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yapılan değişikliklerle içme sütlerinin tanımları, yağ oranlarına göre sınıflandırılması, çeşnili içme sütlerinde kullanılan çeşni miktarı, şeker ve aroma vericilerin kullanımı ile etiketleme kurallarında yeni düzenlemeler getirildi.</p>
<p><strong>İçme Sütlerinde Yağ Oranlarına Göre Yeni Sınıflandırma</strong></p>
<p>Tebliğ kapsamında <strong>“süt bazlı içecek” tanımı yürürlükten kaldırılırken</strong>, EK-2’de yer alan ve yağ oranının ayrıca belirtildiği <strong>“%&#8230; yağlı”</strong> sınıfı da kaldırıldı. Bunun yerine <strong>“Yağlı”</strong> sınıfı eklendi.</p>
<p>Buna göre içme sütleri yağ oranlarına göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılacak:</p>
<ul>
<li><strong>Tam yağlı:</strong> ≥ 3,5 g/100 ml</li>
<li><strong>Yağlı:</strong> ≥ 3,0 – &lt; 3,5 g/100 ml</li>
<li><strong>Yarım yağlı:</strong> ≥ 1,5 – ≤ 1,8 g/100 ml</li>
<li><strong>Yağsız:</strong> &lt; 0,15 g/100 ml</li>
</ul>
<p>Belirlenen sınıflandırma aralıklarının dışında yağ içeriğine sahip içme sütlerinin piyasaya arz edilmesine izin verilmeyecek.</p>
<p><strong>Çeşni Maddesi Tanımı Değiştirildi</strong></p>
<p>Tebliğde <strong>“çeşni maddesi”</strong> tanımı yeniden düzenlendi.</p>
<p>Yeni tanıma göre çeşni maddesi;</p>
<blockquote><p>“Bal, kakao, çikolata, sebze ve meyveler ile bunların suyu, pulpu, püresi ve konsantresi gibi lezzet verme amacı ile kullanılan yenilebilir gıdaları”</p></blockquote>
<p>ifade ediyor.</p>
<p>Ayrıca çeşnili içme sütlerinde kullanılan <strong>toplam çeşni miktarının, son üründe kütlece en az %1 olması</strong> şartı getirildi.</p>
<p><strong>İçme Sütlerinde Şeker Kullanımına Yeni Sınırlar</strong></p>
<p>İçme sütlerine ilave edilebilecek şeker miktarı <strong>en fazla %5</strong>, ürünün toplam şeker miktarı ise <strong>en fazla %9,5</strong> olarak belirlendi.</p>
<p>Şeker ilavesinde yalnızca <strong>Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliği’nde tanımlanan yarı beyaz şeker, beyaz şeker ve ekstra beyaz şeker</strong> kullanılabilecek.</p>
<p>Üretiminde şeker kullanılan içme sütlerinin etiketlerinde, temel görüş alanında ağırlıkça <strong>“% &#8230; ilave şeker içerir”</strong> ibaresinin belirtilmesine devam edilecek.</p>
<p><strong>Aroma Vericilerin Kullanımına Düzenleme</strong></p>
<p>Tebliğ kapsamındaki ürünlerde yalnızca <strong>doğal aroma vericilerin</strong> kullanılmasına izin verilecek.</p>
<p>Aroma vericilerle ilgili düzenlemelerde güncel mevzuata atıflar yapılırken, ürünlerde kullanılabilecek aroma vericilerin niteliğine ilişkin hükümler de yeniden düzenlendi.</p>
<p><strong>“Doğal” İfadesinin Kullanımına Sınırlama</strong></p>
<p>Etiketlerde <strong>“doğal”</strong> ifadesinin kullanımına ilişkin yeni bir sınırlama getirildi.</p>
<p>Buna göre “doğal” ifadesi yalnızca Tebliğde belirtilen şartları sağlayan <strong>tam yağlı ve yağlı içme sütlerinde</strong> kullanılabilecek.</p>
<p><strong>Katkı maddesi, çeşni maddesi veya aroma verici içeren ürünler ile laktozsuz veya laktozu azaltılmış içme sütlerinde “doğal” ifadesinin kullanılmasına izin verilmeyecek.</strong></p>
<p><strong>İçme Sütlerinin Süt Yağı Miktarı Etikette Belirtilecek</strong></p>
<p>İçme sütlerinin <strong>süt yağı miktarının temel görüş alanında belirtilmesine</strong> ilişkin yeni bir düzenleme getirildi.</p>
<p>Üretiminde şeker kullanılan içme sütlerinde ise mevcut etiketleme uygulaması korunarak, temel görüş alanında ağırlıkça <strong>“% &#8230; ilave şeker içerir”</strong> ibaresine yer verilecek.</p>
<p><strong>Manda Sütünde Protein Kriterleri Değiştirildi</strong></p>
<p><strong>EK-1 – İçme Sütlerinin Bileşimi</strong> tablosunda manda sütüne ilişkin protein kriterlerinde değişiklik yapıldı.</p>
<p>Buna göre:</p>
<ul>
<li>Manda sütünde minimum protein oranı <strong>%5,5’ten %4,0’e</strong> düşürüldü.</li>
<li>Çeşnili/aromalı manda sütünde minimum protein oranı <strong>%5,3’ten %3,8’e</strong> düşürüldü.</li>
</ul>
<p><strong>Diğer Mevzuat Atıfları Güncellendi</strong></p>
<p>Tebliğde ayrıca;</p>
<ul>
<li>Aroma vericiler, Katkı maddeleri, Bulaşanlar, Pestisit kalıntıları, Mikrobiyolojik kriterler, Şeker, Beslenme beyanları konularında güncel mevzuata yönelik atıflar ve düzenlemeler yapıldı.</li>
</ul>
<p><strong>Uyum Süreci ve Geçiş Hükümleri</strong></p>
<p>Tebliğin yayımından önce faaliyet gösteren <strong>gıda işletmecilerinin</strong>, yapılan yeni düzenlemelere <strong>31 Mart 2027 tarihine kadar</strong> uyum sağlamaları gerekiyor.</p>
<p>Bununla birlikte, <strong>31 Mart 2027 tarihinden önce piyasaya arz edilen</strong> ve değiştirilen hükümlere uygun olmayan ürünlerin, <strong>raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunmasına</strong> izin verilecek.</p>
<p><strong>Yürürlük</strong></p>
<p><strong>Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği (Tebliğ No: 2019/12)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2026/19), 16 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</strong></p>
<p>İlgili Mevzuat</p>
<p>Tebliğin tam metnine <strong>Resmî Gazete</strong> üzerinden ulaşabilirsiniz. <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260916-7.htm?utm_source=chatgpt.com">Tebliğ – Resmî Gazete</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özel Markalı Ürünlerde Yeni Dönem</title>
		<link>https://www.karmalt.com/ozel-markali-urunlerde-yeni-donem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 19:49:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3609</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Özel Markalı Ürünlerde Yeni Dönem: Karma Grup Türkiye Pazarındaki Dönüşüme Dikkat Çekiyor</strong></h3>
<p><strong>Karma Grup Satış ve Pazarlama Direktörü Sinem Bahçekapılı, özel markalı ürünlerin Türkiye’de fiyat avantajı ekseninden çıkarak kalite, güvenilirlik ve tüketici deneyimi odağında yeni bir döneme girdiğine dikkat çekti.</strong></p>
<p>Küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve değişen tüketici alışkanlıkları, perakende sektöründe özel markalı ürünlerin (Private Label – PL) konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Tüketicilerin bütçelerini korurken kalite, güvenilirlik ve ürün deneyiminden ödün vermek istememesi, özel markalı ürünleri yalnızca fiyat avantajı sunan alternatifler olmaktan çıkararak perakendenin stratejik unsurlarından biri haline getiriyor.</p>
<p>Karma Grup’un özel markalı ürünler pazarına ilişkin değerlendirmesine göre, küresel ölçekte PL ürünlerin perakendedeki ağırlığı giderek artıyor. 2025 yılında küresel özel markalı ürün satışlarının 949 milyar dolar seviyesine ulaştığı, 2026 yılında ise 1 trilyon 19 milyar dolara yükselmesinin beklendiği görülüyor. Pazarın 2032 yılına kadar yıllık bileşik büyüme oranının yaklaşık %9 olması öngörülüyor.</p>
<p>Avrupa ise bu dönüşümün lokomotifi konumunda. Avrupa Birliği pazarında özel markalı ürünlerin büyüklüğü 387 milyar Euro’nun üzerine çıkarken, Hollanda ve İsviçre gibi pazarlarda özel markaların ciro payı %50’nin üzerine çıkmış durumda. Birleşik Krallık’ta bu oran %48, Almanya’da ise %38 seviyesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de özel markalı ürün pazarı 1 trilyon TL’ye ulaştı</strong></p>
<p>Türkiye’de özel markalı ürün pazarı da güçlü bir büyüme gösteriyor. 2025 yılında PL satışları %58 büyüyerek 1 trilyon TL seviyesine ulaşırken, 2030 yılına kadar pazarın 3 trilyon TL’yi aşacağı öngörülüyor. Özel markalı ürünlerin toplam satışlar içerisindeki ciro payı ise 2025 yılında %22’ye yükseldi.</p>
<p>Karma Grup Satış ve Pazarlama Direktörü <strong>Sinem Bahçekapılı</strong>, Türkiye’deki dönüşümün yalnızca rakamsal büyümeyle sınırlı olmadığına dikkat çekerek, tüketicinin özel markalı ürünlere yönelik algısının da değiştiğini belirtti.</p>
<p>“Özel markalı ürünleri artık yalnızca enflasyon dönemlerinde bütçeyi korumaya yardımcı olan geçici bir çözüm olarak değerlendirmemek gerekiyor. Tüketicinin kalite, standart ve güvenilirlik beklentilerinin karşılanmasıyla birlikte PL ürünlere yönelik tercih kalıcı bir tüketim alışkanlığına dönüşüyor.”</p>
<p>Özel markalı ürünlerin kapsamı da temel gıda kategorilerinin ötesine geçerek ev temizliği, kişisel bakım, organik gıda, bebek ve evcil hayvan ürünleri gibi farklı kategorilere yayılıyor. Bu gelişim, PL ürünlerin tüketici sepetindeki konumunun giderek çeşitlendiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Özel marka, perakendecilerin stratejik araçlarından biri haline geliyor</strong></p>
<p>Özel markalı ürünlerin yükselişi, perakendecilerin ürün ve marka stratejilerini de dönüştürüyor. PL ürünler artık yalnızca kârlılık sağlayan ürünler olarak değil; müşteri sadakati, perakende marka konumlandırması ve farklı satış kanallarının geliştirilmesi açısından da önemli bir araç olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bahçekapılı, bu değişime ilişkin değerlendirmesinde, “<strong>Perakendecilerin özel markalı ürünlere bakışı da değişti. Artık konu yalnızca kârlılık değil; özel marka, tüketiciyle kurulan ilişkinin ve perakendecinin marka değerinin bir parçası haline geliyor</strong>” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>E-ticaret PL ürünlerin erişimini genişletiyor</strong></p>
<p>Özel markalı ürünlerdeki hareketlilik e-ticaret kanalında da görülüyor. ETBİS verilerine göre gıda ve süpermarket hizmet sağlayıcıları üzerinden gerçekleştirilen e-ticaret cirosunda PL ürünlerin payı %11, adet bazındaki payı ise %13,4 seviyesinde bulunuyor. E-ticarette öne çıkan PL kategorilerinin başında ise gıda ürünleri geliyor.</p>
<p><strong>Üretim ve kalite sistemleri de dönüşüyor</strong></p>
<p>Özel markalı ürünlerdeki büyümenin üretim sektörüne de önemli yansımaları bulunuyor. Artan PL üretimi, gıda sanayicilerinin kalite sistemlerini, otomasyon altyapılarını ve Ar-Ge çalışmalarını geliştirmelerini destekliyor.</p>
<p>Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre tüketicilerin %52’si özel markalı ürünlerin kalitesini markalı ürünlerle aynı seviyede görüyor. Bununla birlikte daha sofistike, fonksiyonel ve kaliteli PL ürünlere yönelik beklentiler de artıyor.</p>
<p>Karma Grup değerlendirmesine göre bu dönüşüm, üreticiler açısından kalite, izlenebilirlik, sertifikasyon, etiketleme ve Ar-Ge yatırımlarını daha da önemli hale getiriyor.</p>
<p>Bahçekapılı, “<strong>Özel markalı ürünlerde rekabetin geleceği yalnızca fiyat üzerinden şekillenmeyecek. Kalite, güven, inovasyon, sürdürülebilirlik ve tüketiciye sunulan toplam değer giderek daha belirleyici olacak</strong>” dedi.</p>
<p><strong>Premium özel marka ve sürdürülebilirlik gündemde</strong></p>
<p>Küresel pazardaki gelişmeler, özel markalı ürünlerin geleceğinde sürdürülebilirlik, fonksiyonellik ve premiumlaşmanın da önem kazanacağını gösteriyor. Küresel tüketicilerin %30’u premium özel markalı ürün satın aldığını belirtirken, Türkiye’nin bu alanda henüz gelişimin erken aşamalarında olduğu görülüyor.</p>
<p>Karma Grup, Türkiye’de özel markalı ürünlerin önümüzdeki dönemde daha fazla kategoriye ve daha yüksek kalite segmentlerine yayılmasının yanı sıra, tüketici beklentilerindeki değişimin de sektörün dönüşümünü hızlandıracağına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Mevzuatta netlik ihtiyacı devam ediyor</strong></p>
<p>Pazarın büyümesine rağmen özel markalı ürünler açısından mevzuat tarafında bazı belirsizlikler bulunuyor. Mevcut düzenlemelerde mağaza markalı ürün tanımına yer verilmesine karşın, uygulamaya ilişkin özel yönetmeliğin yürürlüğe girmemiş olması sektörde mevzuatsal boşluk ve uygulama karmaşasına neden oluyor.</p>
<p>Özel markalı ürünlerin üreticiden perakendeciye ve nihayetinde tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte tarafların hukuki yükümlülüklerinin daha net biçimde ortaya konulması, sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından önem taşıyor.</p>
<p><strong>Karma Grup’un değerlendirmesine göre özel markalı ürünler, Türkiye perakendesinde artık yalnızca fiyat avantajı sağlayan alternatifler değil; kalite, güven, inovasyon, tüketici sadakati ve marka konumlandırması açısından stratejik bir büyüme alanı olarak öne çıkıyor.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ISO 14001:2026 Versiyonu Yayınlandı: Çevre Yönetiminde Yeni Dönem</title>
		<link>https://www.karmalt.com/iso-140012026-versiyonu-yayinlandi-cevre-yonetiminde-yeni-donem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:48:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3588</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>ISO 14001:2026 Versiyonu Yayınlandı: Yeni Değişiklikler ve Geçiş Süreci</strong></h3>
<p>ISO 14001 standardı, çevre yönetim sistemlerine yönelik uluslararası kabul görmüş en önemli standartlardan biridir. Bir önceki versiyon olan <strong>ISO 14001:2015</strong>, 2015 yılında yayımlanmıştı. Aradan geçen 10 yıl içinde iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, doğal kaynakların azalması ve sürdürülebilirlik beklentilerindeki artış, çevre yönetim sistemlerine yönelik ihtiyaçları önemli ölçüde değiştirmiştir.</p>
<p>Bu gelişmeler doğrultusunda yayımlanan <strong>ISO 14001:2026 versiyonu</strong>, kuruluşların çevresel hedeflerini daha somut, ölçülebilir ve sürdürülebilir sonuçlara dönüştürmesini desteklemektedir.</p>
<h4>ISO 14001 Neden Revize Edildi?</h4>
<p>Günümüzde çevresel sorumluluk yalnızca iyi niyet beyanları veya kurumsal taahhütlerle sınırlı değildir. Kuruluşlardan, çevresel performanslarını ölçülebilir sonuçlarla ortaya koymaları, doğal kaynaklara etkilerini yönetmeleri ve çevresel risklere karşı daha dayanıklı bir yapı oluşturmaları beklenmektedir.</p>
<p>ISO 14001:2026, bu beklentilere yanıt vererek kuruluşlara daha net bir çevresel yönetim yaklaşımı sunmaktadır. Yeni versiyon, çevresel hedeflerin somut sonuçlara dönüşebilmesi için daha güçlü bir rehberlik sağlamakta; çevresel taahhütlerin performans, dayanıklılık ve kalıcı değere dönüşmesine katkı sunmaktadır.</p>
<h4>Yeni Versiyonun Öne Çıkan Başlıkları</h4>
<p>ISO 14001:2026, ISO 14001:2015 ile aynı temel yapıyı korurken; terminoloji, madde yapısı ve çevresel performans odağında önemli iyileştirmeler getirmiştir. Yeni versiyonda özellikle şu konular öne çıkmaktadır:</p>
<ul>
<li>İklim değişikliği, biyoçeşitlilik, kirlilik seviyeleri ve kaynak mevcudiyetinin kuruluş bağlamında değerlendirilmesi</li>
<li>Yaşam döngüsü yaklaşımının kapsam, operasyonel kontrol ve risk analizi süreçlerinde daha güçlü şekilde ele alınması</li>
<li>Üst yönetimin çevre yönetim sistemine yönelik hesap verebilirliğinin artırılması</li>
<li>Risk ve fırsat yaklaşımının daha yapılandırılmış hale getirilmesi</li>
<li>Tedarik zinciri ve dış sağlayıcıların çevresel etkiler açısından daha kapsamlı değerlendirilmesi</li>
<li>Çevresel performansın ölçülebilir göstergelerle takip edilmesi</li>
</ul>
<h4><strong><em>Kuruluş Bağlamı ve Yaşam Döngüsü Yaklaşımı Güçleniyor</em></strong></h4>
<p>ISO 14001:2026 ile birlikte kuruluşların yalnızca kendi faaliyetlerini değil, faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerini ve çevresel değişimlerin kuruluş üzerindeki etkilerini de daha bütüncül şekilde değerlendirmesi beklenmektedir.</p>
<p>Yeni versiyonda; iklim değişikliğinin yanı sıra <strong>biyoçeşitlilik, kirlilik seviyeleri, kaynak mevcudiyeti ve ekosistem sağlığı</strong> gibi başlıkların da kuruluş bağlamında dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca çevre yönetim sisteminin kapsamı belirlenirken yaşam döngüsü perspektifinin benimsenmesi ve kuruluşun kontrol edebileceği ya da etkileyebileceği yukarı ve aşağı yönlü etkilerin de değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<h4><strong><em>Liderlik ve Hesap Verebilirlik Ön Planda</em></strong></h4>
<p>Yeni versiyonda üst yönetimin rolü daha belirgin hale gelmiştir. Görevler devredilse dahi üst yönetimin çevre yönetim sistemi üzerindeki hesap verebilirliği devam etmektedir.</p>
<p>Liderlik desteğinin yalnızca yönetici pozisyonlarıyla sınırlı kalmaması; tüm roller ve süreçler boyunca çevresel sorumluluk bilincinin desteklenmesi beklenmektedir. Doğal kaynakların korunması ve ekosistemlerin muhafaza edilmesi de liderlik yaklaşımının önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır.</p>
<h4><em><strong>Planlama, Riskler ve Değişiklik Yönetimi</strong></em></h4>
<p>ISO 14001:2026, planlama süreçlerinde risk ve fırsat yaklaşımını daha güçlü bir yapıya kavuşturmaktadır. Çevresel hususların normal, anormal ve acil durum koşulları altında ele alınması; potansiyel çevresel acil durumların operasyonel hususlardan ayrı şekilde belirlenmesi beklenmektedir.</p>
<p>Yeni versiyonda dikkat çeken önemli başlıklardan biri de <strong>“Değişikliklerin Planlanması”</strong> maddesidir. Kuruluşların, çevre yönetim sistemiyle ilgili değişiklikleri amaçlanan sonuçları koruyacak şekilde sistematik olarak planlaması ve yönetmesi gerekmektedir.</p>
<h4><strong><em>Operasyonel Kontrol ve Tedarik Zinciri</em></strong></h4>
<p>ISO 14001:2026 ile operasyonel kontrol kapsamı daha geniş bir çerçevede ele alınmaktadır. Dış kaynaklı süreçler ifadesi yerine; <strong>dışarıdan sağlanan süreçler, ürünler ve hizmetler</strong> yaklaşımı öne çıkmaktadır.</p>
<p>Bu durum, kuruluşların yalnızca kendi iç süreçlerini değil; tedarikçilerini, iş ortaklarını ve dış sağlayıcılarını da çevresel etkiler açısından daha dikkatli değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir. Çevre Yönetim Sistemi kapsamında kontrol düzeyinin belgelenmiş bilgilerle tanımlanması beklenmektedir.</p>
<h4><strong><em>Performans Değerlendirmesi ve İyileştirme</em></strong></h4>
<p>Yeni versiyonda iç tetkiklerin yalnızca kapsam ve kriterlerle değil, hedeflerle de ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Yönetim gözden geçirme yapısı ise denetim izlerinin daha kolay takip edilebilmesi amacıyla yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p>İyileştirme bölümünde uygunsuzluk ve düzeltici faaliyetlere daha yapılandırılmış bir yaklaşım getirilmiştir. Böylece kuruluşların çevresel performanslarını yalnızca izlemeleri değil, sürekli iyileştirme yaklaşımıyla geliştirmeleri amaçlanmaktadır.</p>
<h3>ISO 14001:2026 Geçiş Süreci</h3>
<p><em>ISO 14001:2026 versiyonuna geçiş için kuruluşlara <strong>3 yıllık geçiş süresi</strong> tanınmıştır. Bu süre boyunca ISO 14001:2015 belgeleri geçerliliğini koruyacaktır. Geçiş süreci sonunda, yani <strong>Nisan 2029’dan önce</strong>, tüm ISO 14001 belgelerinin yeni versiyona uygun hale getirilmesi gerekmektedir</em>.</p>
<p>ISO 14001:2026, çevre yönetim sistemlerini daha stratejik, ölçülebilir ve performans odaklı bir yapıya taşımaktadır. Yeni versiyon; iklim değişikliği, biyoçeşitlilik, kaynak kullanımı, yaşam döngüsü yaklaşımı, tedarik zinciri yönetimi ve üst yönetim sorumluluğu gibi konuları çevre yönetim sisteminin merkezine yerleştirmektedir.</p>
<p>Kuruluşlar için bu yeni dönem, yalnızca belge geçişi anlamına gelmemektedir. ISO 14001:2026; çevresel taahhütlerin gerçek performansa, sürdürülebilir değer yaratımına ve kurumsal dayanıklılığa dönüşmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB Mevzuatında Gıda Güvenliği Kültürü ve Uygulama Sonuçları</title>
		<link>https://www.karmalt.com/ab-mevzuatinda-gida-guvenligi-kulturu-ve-uygulama-sonuclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3576</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong data-start="1366" data-end="1392">Gıda Güvenliği Kültürü</strong><br data-start="1392" data-end="1395" /><strong data-start="1395" data-end="1447">Uyumdan Öte, Davranışa Dönüşen Güvenlik Anlayışı</strong></h3>
<p>Gıda güvenliği kültürü, Avrupa Birliği mevzuatında yalnızca teorik bir yaklaşım olmaktan çıkarak, resmi denetimlerin ve işletme uygulamalarının önemli bir parçası haline gelmiştir.</p>
<p>Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin <strong>(EC) 852/2004 sayılı Gıda Maddelerinin Hijyeni Hakkında Yönetmeliği</strong> kapsamında yapılan değişiklik çalışmaları sonucunda, <strong>Gıda Güvenliği Kültürü</strong> yaklaşımı <strong>EU 2021/382 sayılı düzenleme</strong> ile Avrupa Birliği mevzuatında resmi olarak yerini almıştır. Bu düzenleme ile birlikte gıda işletmelerinden yalnızca hijyen kurallarına ve prosedürlere uymaları değil; aynı zamanda güvenli gıda üretimini destekleyen güçlü bir kurum kültürü oluşturmaları da beklenmektedir.</p>
<h3>Avrupa Komisyonu’nun 2025 Değerlendirmesi</h3>
<p>Avrupa Komisyonu, 2025 yılında Üye Devletlerin gıda güvenliği kültürü kontrollerini uygulamadaki ilerlemesini değerlendirmek ve hem gıda işletmecilerinin hem de yetkili otoritelerin deneyimlerini ortaya koymak amacıyla kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirmiştir. <em><strong>Yayımlanan rapora göre, AB ülkelerinin yaklaşık üçte ikisi gıda işletmelerinde gıda güvenliği kültürünü düzenli resmi denetimlerin bir parçası olarak değerlendirmektedir.</strong></em></p>
<p>Bu değerlendirmelerde özellikle şu unsurlar öne çıkmaktadır:</p>
<ul>
<li>Yönetimin gıda güvenliğine bağlılığı</li>
<li>Çalışanların risk farkındalığı</li>
<li>Etkili iletişim yapısı</li>
<li>Hijyen uygulamaları için yeterli kaynakların sağlanması</li>
<li>Güvenli üretim davranışlarının işletme genelinde benimsenmesi</li>
</ul>
<h4>Gıda Güvenliği Kültürü Neden Önemli?</h4>
<p>Gıda güvenliği kültürü; prosedürlerin, talimatların ve denetimlerin ötesinde, işletme içerisindeki günlük davranışları ve karar alma süreçlerini doğrudan etkileyen stratejik bir yaklaşımdır. Güçlü bir gıda güvenliği kültürü, çalışanların yalnızca kurallara uymasını değil; riskleri fark eden, sorumluluk alan ve güvenli üretimi sahiplenen bir çalışma anlayışının gelişmesini sağlar.</p>
<p>Bu nedenle gıda güvenliği kültürü;</p>
<ul>
<li>Denetimlere hazırlık,</li>
<li>Mevzuata uyum,</li>
<li>Tüketici güveninin korunması,</li>
<li>Sürdürülebilir kalite yönetimi,</li>
<li>Kurumsal risklerin azaltılması açısından kritik bir unsur olarak değerlendirilmektedir.</li>
</ul>
<h4><strong>Uygulamada Gelişim Alanları</strong></h4>
<p><strong>Avrupa Komisyonu raporu</strong>, gıda güvenliği kültürü konusunda ilerleme sağlandığını göstermekle birlikte, bazı alanlarda hâlen gelişim ihtiyacının devam ettiğini ortaya koymaktadır. Özellikle kültürel unsurların objektif şekilde ölçülmesi, ülkeler arasında ortak denetim standartlarının oluşturulması ve işletmelerin bu konuda daha sistematik biçimde desteklenmesi önemli başlıklar arasında yer almaktadır.</p>
<p>Bu kapsamda birçok AB ülkesi, hem gıda işletmelerini hem de resmi denetim kurumlarını desteklemek amacıyla ulusal uygulamalar ve rehber yaklaşımlar geliştirmeye başlamıştır. Gıda güvenliği kültürü, günümüzde yalnızca mevzuata uyum sağlamak için ele alınan bir konu değil; güvenli üretim anlayışının işletme genelinde davranışa dönüşmesini sağlayan temel bir yönetim yaklaşımıdır.</p>
<p>AB mevzuatındaki gelişmeler ve 2025 yılı değerlendirme sonuçları, gıda işletmeleri için gıda güvenliği kültürünün artık daha görünür, ölçülebilir ve denetlenebilir bir alan haline geldiğini göstermektedir. Gıda işletmelerinin bu sürece uyum sağlayabilmesi için yönetim taahhüdü, çalışan katılımı, etkili iletişim ve sürekli iyileştirme yaklaşımı büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Avrupa Komisyonu’nun ilgili resmi raporuna aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:</strong></p>
<p><a href="https://ec.europa.eu/food/audits-analysis/overview/details/165">https://ec.europa.eu/food/audits-analysis/overview/details/165</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketici Trendleri: Sağlık, Lezzet ve Çeşitlilik Aynı Rafta Buluşuyor</title>
		<link>https://www.karmalt.com/tuketici-trendleri-saglik-lezzet-ve-cesitlilik-ayni-rafta-bulusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal analiz]]></category>
		<category><![CDATA[gıda trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[lezzet ve sağlık dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[paketli gıda trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[ürün geliştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3561</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Paketli Gıdada Yeni Trend: Lezzet ve Sağlık Dengesi</h3>
<p>Tüketici beklentileri değişiyor. Artık bir ürünün yalnızca “sağlıklı” olması, raflarda güçlü bir yer edinmesi için tek başına yeterli değil. Sağlık beklentisi önemini korurken; lezzet, keyif, çeşitlilik, doğallık ve duyusal deneyim de satın alma kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor.</p>
<p>Paketli gıdalarda yeni dönem, tek bir faydaya odaklanan ürünlerden ziyade; farklı içeriklere, aromalara ve tüketim deneyimlerine sahip seçeneklerin ön plana çıktığı bir dönemi işaret ediyor. Daha sağlıklı özellikler barındıran bir ürünün tüketiciyle güçlü bir bağ kurabilmesi için artık yalnızca “iyi içerik” sunması değil, aynı zamanda damak tadına hitap etmesi ve tekrar tüketme isteği uyandırması gerekiyor.</p>
<h4>Tüketici Sadece Sağlık Değil, Keyif de Arıyor</h4>
<p>Dubai çikolatası gibi global tat trendlerinin hızla yayılması, tüketicinin lezzetten aldığı keyfi maksimize etmekten vazgeçmediğini açıkça gösteriyor. Tüketici sevdiği, tadını beğendiği ve duygusal olarak bağ kurduğu gıdaları yalnızca “sağlıksız” oldukları için tamamen bırakmak istemiyor. Bunun yerine, bu ürünlerin daha dengeli, daha bilinçli ve daha sağlıklı alternatiflerini talep ediyor.</p>
<p>Bu nedenle markalar için temel soru artık yalnızca “Bu ürün sağlıklı mı?” değil. Aynı zamanda şu sorular da kritik hale geliyor:</p>
<p>Bu ürün tüketiciye keyif veriyor mu?<br />
Lezzet beklentisini karşılıyor mu?<br />
Doku, koku, görünüm ve ağız hissi açısından tatmin edici mi?<br />
Tüketicide tekrar satın alma isteği oluşturuyor mu?</p>
<p>Bugünün raflarında kazanan yaklaşım, “tek doğru ürün” sunmak değil; farklı tüketici beklentilerine cevap veren akıllı çeşitlilik oluşturmak olacak.</p>
<h4>Anneannelerimizin Yöntemlerine Dönüş</h4>
<p>Sağlıklı olmayı geleneksel üretim yöntemlerinde arayan tüketiciler de bu dönüşümün önemli bir parçası haline geliyor. Kara mayalar, siyezli gıdalar, geleneksel fermantasyon yöntemleriyle hazırlanan ürünler, ata tohumları, üzüm ya da hurma ile tatlandırılan reçel ve tatlılar; sağlığı geçmişin doğallığında arayan tüketiciler için güçlü alternatifler sunuyor.</p>
<p>Bu eğilim, yalnızca nostaljik bir dönüş olarak değerlendirilmemeli. Tüketici artık daha anlaşılır içerikler, daha tanıdık üretim yöntemleri ve daha güven veren ürün hikâyeleri arıyor. “Katkısız”, “geleneksel”, “fermente”, “doğal tatlandırılmış” veya “ata tohumu” gibi kavramlar; sağlık algısının yanı sıra güven, sadelik ve gerçeklik duygusunu da besliyor.</p>
<p>Ancak burada önemli bir nokta var: Geleneksel ya da doğal algısı güçlü olan bir ürünün de tüketici tarafından benimsenebilmesi için lezzet beklentisini karşılaması gerekiyor. Sağlıklı görünen ancak duyusal açıdan zayıf kalan ürünler, denense bile sürdürülebilir bir tüketim alışkanlığı yaratmakta zorlanabiliyor.</p>
<h4>Lezzet ve Sağlık Dengesi Nasıl Ölçülür?</h4>
<p>Gıda sektöründe ürün geliştirme süreçleri artık yalnızca formülasyon, besin değeri veya içerik iyileştirmeleri üzerinden ilerlemiyor. Tüketicinin ürünü nasıl algıladığı, hangi duyusal özellikleri beğendiği ve hangi özelliklerin satın alma kararını etkilediği de ürün başarısının merkezinde yer alıyor.</p>
<p>Tam da bu noktada duyusal analiz, markalar için kritik bir araç haline geliyor. Çünkü bir ürünün sağlıklı, doğal ya da yenilikçi olması, tüketici tarafından mutlaka beğenileceği anlamına gelmez. Ürünün tadı, kokusu, dokusu, görünümü, ağız hissi ve genel tüketim deneyimi; tüketicinin ürünü tekrar satın alma kararını doğrudan etkileyebilir.</p>
<p>Duyusal analiz sayesinde ürünlerin tüketici beklentileriyle ne kadar uyumlu olduğu bilimsel yöntemlerle değerlendirilebilir. Yeni ürün geliştirme, mevcut ürünlerin iyileştirilmesi, farklı formülasyonların karşılaştırılması, rakip ürün analizleri ve tüketici tercih testleri bu süreçte markalara güçlü veriler sunar.</p>
<p><em><strong>Gıda trendleri bize net bir dönüşümü gösteriyor: Tüketici artık sağlığı lezzetten ayrı düşünmüyor. Daha sağlıklı, daha doğal ve daha dengeli ürünler isterken; aynı zamanda keyif aldığı tatlardan, sevdiği dokulardan ve ürüne yüklediği duygusal anlamdan vazgeçmek istemiyor.</strong></em></p>
<p>Bu nedenle geleceğin başarılı ürünleri yalnızca iyi içeriklere sahip olanlar değil; aynı zamanda tüketicinin duyularına, alışkanlıklarına ve beklentilerine doğru şekilde temas eden ürünler olacak.</p>
<p>Lezzet ve sağlık dengesinin doğru kurulabilmesi için ürünlerin yalnızca teknik özellikleriyle değil, tüketicide yarattığı toplam deneyimle de değerlendirilmesi gerekiyor. Duyusal analiz ise bu deneyimi ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve geliştirilebilir hale getirerek markalara bilimsel bir yol haritası sunuyor.</p>
<p>Karma Grup olarak gıdalarda duyusal analiz, tüketici ürün testleri ve ürün geliştirme süreçlerinde firmaların ihtiyaçlarına yönelik eğitim ve danışmanlık çözümleri sunuyoruz. Ürünlerinizin yalnızca içerik açısından değil, tüketici deneyimi açısından da güçlü bir konuma ulaşması için duyusal analiz çalışmalarından yararlanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Derleyen:</strong> Sinem Bahçekapılı</p>
<p><i class="fa fa-info-circle"></i> Daha fazla bilgi için: <b>+90 216 906 00 40</b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kozmetik Ürünlerinizi Güvenle Pazara Sunun</title>
		<link>https://www.karmalt.com/kozmetik-urunlerinizi-guvenle-pazara-sunun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Karmalt]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 20:13:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.karmalt.com/?p=3545</guid>

					<description><![CDATA[&#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kozmetik Mevzuat ve Ürün Uyum Danışmanlığı</h3>
<p>Türkiye’de kozmetik ürünlerin piyasaya arz edilmesi, yalnızca kaliteli bir ürün geliştirmekten ibaret değildir. Ürünlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde değerlendirilmesi, bildirim süreçlerinin tamamlanması, teknik dosyalarının hazırlanması ve yasal sorumluluklarının yerine getirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Karma Grup olarak, kozmetik sektöründeki uzman çözüm ortaklarımızla birlikte; marka sahiplerine, üreticilere, ithalatçılara ve distribütörlere uçtan uca kozmetik mevzuat danışmanlığı hizmeti sunuyoruz.</p>
<p>Amacımız, ürünlerinizin Türkiye pazarına hızlı, güvenli ve mevzuata uygun şekilde sunulmasını sağlarken, olası yasal riskleri en aza indirmektir.</p>
<h4>Kozmetik Ürün Mevzuat Uygunluk Değerlendirmesi</h4>
<p>Ürün formülleriniz, içerikleriniz, iddialarınız ve etiket bilgileriniz ilgili mevzuat kapsamında detaylı olarak incelenir. Hizmet kapsamı:</p>
<ul>
<li>Formül ve içerik uygunluk kontrolü</li>
<li>Yasaklı ve kısıtlı maddelerin değerlendirilmesi</li>
<li>INCI içerik kontrolleri</li>
<li>Ürün iddialarının mevzuata uygunluk incelemesi</li>
<li>Etiket ve ambalaj uygunluk değerlendirmesi</li>
<li>Reklam ve tanıtım metinlerinin kontrolü</li>
</ul>
<h4>Kozmetik Ürün Bildirim İşlemleri (ÜTS)</h4>
<p>Türkiye’de kozmetik ürünlerin piyasaya arz edilmeden önce Ürün Takip Sistemi (ÜTS) üzerinden bildirilmesi gerekmektedir. Uzman ekibimiz;</p>
<ul>
<li>ÜTS ürün kayıt işlemleri</li>
<li>Ürün bildirimleri</li>
<li>Bildirim güncellemeleri</li>
<li>Revizyon ve değişiklik yönetimi</li>
<li>Teknik doküman kontrolleri süreçlerini sizin adınıza yönetir.</li>
</ul>
<h4>Sorumlu Teknik Eleman (STE) Hizmeti</h4>
<p>Kozmetik Mevzuatı kapsamında üretici ve ithalatçı firmaların Sorumlu Teknik Eleman bulundurma yükümlülükleri bulunmaktadır. Deneyimli kimyager ve mevzuat uzmanlarından oluşan ekibimiz ile;</p>
<ul>
<li>Sorumlu Teknik Eleman hizmeti</li>
<li>Üretim süreçlerinin mevzuata uygunluğunun takibi</li>
<li>Teknik dosya kontrolleri</li>
<li>Resmi denetim süreçlerinde destek</li>
<li>Bakanlık yazışmaları ve teknik danışmanlık hizmetleri sunuyoruz.</li>
</ul>
<h4>Güvenlik Değerlendirme ve Teknik Dosya Hazırlama</h4>
<p>Her kozmetik ürün için ürün güvenliğini gösteren teknik dokümantasyonun hazırlanması gerekmektedir. Bu kapsamda;</p>
<ul>
<li>Kozmetik Ürün Güvenlik Değerlendirme Raporu (CPSR)</li>
<li>Ürün Bilgi Dosyası (PIF)</li>
<li>Hammadde ve formül incelemeleri</li>
<li>Toksikolojik değerlendirmeler</li>
<li>Maruziyet hesaplamaları</li>
<li>Alerjen değerlendirmeleri hazırlanarak mevzuata uygun şekilde dosyalanır.</li>
</ul>
<h4>Etiket ve Ambalaj Uygunluk Kontrolü</h4>
<p>Piyasada karşılaşılan uygunsuzlukların önemli bir bölümü etiket kaynaklıdır. Uzmanlarımız;</p>
<ul>
<li>Türkçe etiket kontrolleri</li>
<li>INCI içerik listesi doğrulamaları</li>
<li>Kullanım talimatları</li>
<li>Uyarı ifadeleri</li>
<li>Alerjen bildirimleri</li>
<li>Net miktar ve zorunlu bilgiler gibi tüm unsurları mevzuata göre değerlendirir.</li>
</ul>
<h4>İthal Kozmetik Ürün Danışmanlığı</h4>
<p>Yurt dışından getirilen kozmetik ürünlerin Türkiye mevzuatına uyum süreçlerinde profesyonel destek sağlıyoruz.</p>
<ul>
<li>Ürün uygunluk değerlendirmeleri</li>
<li>Teknik dosya incelemeleri</li>
<li>Etiket uyarlamaları</li>
<li>ÜTS kayıt süreçleri</li>
<li>Türkçe etiket çalışmaları</li>
<li>İthalat öncesi mevzuat danışmanlığı</li>
</ul>
<h4>Denetim ve Uyum Danışmanlığı</h4>
<p>Kozmetik ürünlerinizin ve süreçlerinizin resmi denetimlere hazır olmasını sağlıyoruz.</p>
<ul>
<li>İç denetimler</li>
<li>Mevzuat uyum kontrolleri</li>
<li>Teknik dosya denetimleri</li>
<li>Üretim tesisi değerlendirmeleri</li>
<li>Düzeltici faaliyet planları</li>
</ul>
<h4>Neden Karma Grup?</h4>
<p>✓ Kozmetik mevzuatı konusunda uzman danışman kadrosu</p>
<p>✓ ÜTS süreçlerinde kapsamlı deneyim</p>
<p>✓ Üretici, ithalatçı ve marka sahiplerine özel çözümler</p>
<p>✓ Hızlı ve sonuç odaklı yaklaşım</p>
<p>✓ Teknik ve ticari süreçleri birlikte yönetebilme yetkinliği</p>
<p>✓ Ürün geliştirmeden piyasaya arz aşamasına kadar uçtan uca destek</p>
<h4>Türkiye’de Kozmetik Ürününüzü Güvenle Pazara Sunun</h4>
<p>Yeni bir kozmetik marka oluşturuyor, ürünlerinizi ithal ediyor veya mevcut ürün portföyünüzü mevzuata uygun şekilde yönetmek istiyorsanız uzman ekibimizle iletişime geçin. Kozmetik ürünlerinizin tüm mevzuat süreçlerini sizin adınıza yönetiyor; ürünlerinizin güvenli, yasal ve sürdürülebilir şekilde pazarda yer almasına destek oluyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
